Dr. Süleyman Çam Photography

Dr. Süleyman Çam Photography

WISE FRIEND

DR.SÜLEYMAN ÇAM PHOTOGRAPHY

Nikon D810, Nikon AF-S NIKKOR 24-70mm f/2.8G ED Lens
Exposure time: 1/400 s, Aperture value: f/5,6, Focal length: 38 mm, ISO:125

WISE FRIEND Afyon Ayazini village   2017, June

Termometrenin bile sıcaktan patlamak üzere olduğu, kavurucu havanın beni sarıp sarmaladığı, kan ter içerisinde bıraktığı bir durumda, Anadolu’nun tam ortasında Ayazini köyünde keşfe koyuldum.
Friglerin yaşam, kültür ve medeniyetlerinin ayak izlerinin peşinde, elimde fotoğraf makinam heyecanla köy içerisinde koşuşturuyorum.
Antik çağda, orta Anadoluda yaşamış ve Anadolu tarihindeki en farklı medeniyetlerden biri olan, kökenleri Balkanlara uzanan Frigleri hayal etmeye çalışıyorum. Hititlerden sonra Anadoluda yaşayan bu topluluk ilk müzik yarışmasını düzenleyen medeniyet olmuştur. İlk çengelli iğneyi icad eden ve kullanan yine onlar olduğu yazılır. Bunları düşünür ve Frig Kralı Midas için söylenenleri hatırlarken alnımdan gözlerime doğru süzülen terin beni iyice bunalttığını fark ettim. Silmek için boynumdan çıkarttığım fularımı alnıma getirdiğim sırada, yürüdüğüm patika yolun üst tarafında sessizce beni gözlemleyen bilge bakışlı bir eşekle göz göze geldim. Belirli bir süre sessizliğin ortasında birbirimizle bakıştıktan sonra “Ne bakıyorsun öyle” dediğimde, ciddi duruşunu hiç bozmadan asıl sen ne yapıyorsun edasıyla alaylı tavrını kulaklarını birkaç yöne sallayarak sergiledi.
“İzin ver de bir fotoğrafını çekeyim” dedim. Poz da vereyim mi dercesine başını sağa sola çevirdikten sonra, ön ayaklarını birkaç defa gürültüyle yere vurarak; “Hadi çek bakalım ne olacaksa” der gibiydi. Ben deklanşöre bastıkça şaşkınlığı arttı, fakat bu durumunu belli etmemek için de ciddiyetini hiç bozmadı.
Sohbet ettik bir süre, köyünden, vahşi şehir yaşamından, hayattan ve gelecekten bahsettik. “Ne olacak senin halin böyle? Önüne bir tutam ot koyana eşek gibi çalışıyorsun” dedim. Gözlerini iyice gözlerime dikerek; “Zavallı insan önüne bir kaç kuruş atanın kölesi olduğunun bile farkında değil” dediğini hisseder gibiydim.
Bu konu üzerinde hararetli bir tartışma başlattık. Onun haklı olduğunu kavramaya başladığımda gitmem gerektiğini söyleyerek arkamı dönüp uzaklaşmaya başladım. Hiç duymadığım yüksek bir sesle avaz avaz anırmaya başladı. Arkamdan “insanlık etme” gel biraz daha sohbet edelim diye haykırıyor gibiydi.
Ama ben insanlık ederek önceden hazırladığım planın peşinden yeniden koşuşturmaya başladım.