Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Dr. Süleyman Çam Photography

10 June 2014 INTERVIEW; DOĞAN GROUP News

DR.SÜLEYMAN ÇAM PHOTOGRAPHY NEWS
Dr. Süleyman Çam Photography

Hello; öncelikle sizi tanımak isterim bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Uzun ve zor yollar aşarak 1 Mayıs 1999 yılında Doğan gurubuna katıldım. Doğan Baskı Tesislerinde doktor olarak çalışıyorum. Kaşüstü köyü ilkokulunda başlayan eğitim
serüvenim ara vermeden devam etmektedir. 50 yaşımdayım ama hala öğrenciyim. Aktif öğrenciliğim Fotoğraf ve sinema lisans eğitimi olarak devam ediyor.

Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizden bahsedilim isterseniz
Bir çok hobim var hayatıma renk katabilmek için. Gençliğimde yoğun öğrencilik yıllarımda kaçırdığım etkinliklerin peşinden koşuyorum aslında. Hafta içi sabahları
06:15 den 08:30 a kadar genellikle YaySat’ın genel müdürü Hakan URHAN ile tenis oynarım. Sık sık doğa ve dağ yürüyüşlerine çıkıyorum. En çok sevdiğim de
her mevsim Anadolu’yu turlamak baştan başa; turlayarak fotoğraf çekmek aslında. Benim için en önemli hobim ise fotoğraf çekmek bu bir çok uluslararası yarışlarda
madalyalar alma boyutuna kadar ulaştı.

Kaç senedir doktorluk yapıyorsunuz?
1992 yılından beri aktif olarak doktorluk yapmaktayım. Bunun son 14 yılı Doğan Holding Sağlık Gırup Doktorluğu olarak devam etmekte.

Fotoğrafçılığa ilginiz ilk ne zaman başladı? Sizi fotoğrafçılığa iten nedir?
Aslında her zaman fotoğrafı merak etmişimdir, çocukluğumda çok istemiş olmalıyım ki Orta okul ikinci sınıfın sonunda babamın aldığı fotoğraf makinası hayatımın en değerli
hediyesi olmuştur. İhtimalle oyalanmam ve haylazlık yapmamam için elime tutuşturduğu fotoğar makinasıyla benim ileriki yıllarda İngiliz Kraliyetinden alacağım altım madalyanın
hayalini bile edemezdi.

Fotoğrafla ilgili herhangi bir eğitim aldınız mı?
İlk fotoğraf eğitimim fotoğrafçı Nedim amcanın yanında oldu. Fotoğrafçı Nedim amca vesikalık fotoğraf çekilme ihtiyacı duyduğumuz zaman gittiğimiz küçük derme çatma
fotoğrafçı dükkanı olan babamın tanıdığı bir esnafdı. 12 yaşımda çektiğim fotoğrafların filmlerini tabetmek için ona getirdiğimde karanlık odaya birlikte girer orada olup bitenleri
anlamama yardımcı olurdu. Bir fotoğraf kadrajının içerisinde neler olmalı, neresinden fotoğrafa bakmam gerektiğini anlatır, etkili bir fotoğrafın güçlü bir anlatımı olması
gerektiğini vurgulardı. Bu Trabzon lisesini bitirene kadar böyle devam etti. Üniversite eğitimi için gittiğim Paris şehrinde okuduğum üniversitenin fotoğraf kulübne
üye oldum ve aktif olarak faaliyetlere katıldım. Bu ekonomi şartlarmın uygun olmamasından ötürü sadece teorik bazda kaldı fakat fotoğrafın temel yapısını daha iyi
kavradım. Türkiye’ye döndüğümde iş yoğuluğu, olanaksızlık ve başka sebeplerden dolayı 2006 yılına kadar aktif fotoğafçılığa ara verdim.

Kaç yıldır aktif olarak fotoğrafın içinde yer alıyorsunuz?
Aslında fotoğrafla yoğun ilgilenmeye başlamam dijital fotoğrafçılığın yaygınlaşmaya başlamasıyla olmuştur. Dijital fotoğrafçılık fotoğrafı bireyselleştirmiş, başkalarına bağımlılığı en aza indirgemiştir. Çekilen fotoğrafın ilk aşamasından sunumuna kadar bütün uğraş tamamen fotoğrafçıya özgüdür. Bu da fotoğrafı daha değerli yapmaktadır.

İlk fotoğraf makineniz neydi?
Lubitel II, ilk fotoğraf makinam babamın oyalanmam için aldığı Lubiel II fotoğraf makinasıdır. Çok basit en ucuz ama dünanın en değerli hediyesiydi benim için.
Şimdi ise Dünyanın en iyilerinden fotoğraf ekpmanım var.

Çektiğiniz bir fotoğrafın ”iyi” olduğunu nasıl anlıyorsunuz?
Kompozisyonunun yani anlatım gücünün çok güçlü olması, ışığının doğru olması, İçindeki objelerin kadrajda doğru yerleşmiş olması, biricik olması yani ender
çekilebilecek belkide bir daha benzerinin çekilemeyecek olması iyi bir fotoğraf için olması gerken özelliklerdendir.

Ne tarz fotoğraflar çekiyorsunuz?
Aslında Fotoğraf sanatçılarının hepsinin kendine özgü bir tarzı vardır; benim tarzımda insan odaklıdır, insanı yaşadığı mekanla birlikte fotoğraflamanın peşindeyim aslında.
Kendimden fotoğraf sanatçısı olarak bahsetmemdeki neden, merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (International Federation of Photographic Art
(FIAP)) Sanatçısı ünvanını aldığımdandır. Anadoludaki yaşamı fotoğraflama peşindeyim yani benim meskenim Anadoludur.

Fotoğraflarınızı önceden hazırladığınız bir kurgu üzerine mi, yoksa doğaçlama olarak mı çekiyorsunuz?
İnsan ve yaşamını fotoğraflamaya çalıştığım için doğaçlama fotoğraflar çekiyorum. Fakat hayal ettiğim binlerce fotoğraf var kafamda. Tabiki hayallerime yakın
doğaçlamalar gördüğümde manipüle ediyorum biraz. Şunu da unutmamak gerekir ki oscar ödülü alan filler, yazılmış kurgular sonucu özel mekanlarda çekilerek elde
ediliyorlar. Evet fotoğrafta da kurgu olabilir, bu hem yaratıcılığı da gösterir.

Fotoğrafın konusunu nasıl oluşturuyorsunuz, yakın gelecekte bir projeniz varmı?
Genelde insan ve yaşam üzerine odaklanıyorum, özelliklede Anadolu’da yaşam. Uluslarası Fotoğraf Sanatı Federasyonunun Ustalık ünvanını (MFIAP) alabilmek için
benimde istediğim “Anadolu’da Kadın Olmak” projemin hazırlığı içerisindeyim. Bu projem aslında fotoğrafa başladığım günden itibaren ve fotoğraf çekebildiğim sürece
devam edecek bir proje. Istanbul tabip odası 14 Mart tıp haftası etkinliklerinden biri olan tıp öğrencilerinin ve
doktorların katıldığı ödüllü fotoğraf yarışmasını 3 yıldan beri ben organize ediyor ve jüri başkanlığını yapıyorum. Bu proje üzerinde de iyileştirerek farklılıklar yapmayı
amaçlıyorum.

Şimdiye kadar çektiğiniz ve size en anlamlı gelen fotoğraf hangisidir?
Bu bir tane ile sınırlı değil 2- 3 fotoğraftan bahsetmek istiyorum. 2010 yılında Siyah beyaz Biennali seçkisi için Türkiye milli fotoğraf takımı 10 fotoğrafla
oluşturulup Vietnam’da ulusal milli takımlar yarışmasına katılacaktı. Türkiyedeki bütün fotoğrafçılardan fotoğraf istendi, Kars Ani harabelerinin hemen dibinde Ocaklı
köyünde çektiğim bir fotoğraf 10 fotoğraf arasına Türkiye Fotoğraf sanatı Federasyonu tarafından seçilerek Milli takım oluşturuldu.
Diğer bir fotoğrafım ise Bahçeşehirde bir inşaat ve çalışanlarının fotoğrafıydı. Önce Atlas dergisinin fotoğraf yarışmasında Türkiye birincisi ardından Amerika fotoğraf federasyonundan Altın madalya aldı.
Fakat beni asıl potaya sokan istiklal caddesinde dökülen dondurmasını silen bir kız çocuğunun fotoğrafıyla İngiliz kraliyetinden aldığım altın madalyaydı.
Artık kendime yavaş yavaş fotoğrafçı gözüylede bakabiliyordum.

Uluslararası ödüller aldığınızı biliyoruz, bunlardan bahsedermisiniz?
2010 yılından itibaren uluslararası fotoğraf yarışmalarına katılmaya başladım şimdiye kadar 16 madalyam oldu. Her girdiğim yarışmadan en az Mansiyon ödülü kazandım.
Bu ödülleri kazanmamın arkasında elbette kendi başarı ve becerimle birlikte YaySat’ın ekipman Sponsor desteğinin çok ayrı ve özel bir yeri vardır.

Fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaşıyormusunuz?
Sosyal medya kullanıcısıyım fakat fotoğraftaki başarı ödüllerimi ve gelişmeleri haber olarak paylaşıyorum buralarda. Fotoğraflarımı kendi web sitem olan
www.suleymancam.com da paylaşıyorum. Şu an yönetim kurulu üyesi olduğum İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) resmi web sitesinde de
Portfolyo oluşturdum.

Ödül aldığınız fotoğraflardan örnekler verebilirmisiniz.
Bir kaç örnek vereyim;
– Sınırda Yaşayanlar: 2010 yılında Milli takım fotoğrafı
– Construction Stage: Atlas Dergisi Türkiye Birincisi, Photographic Society of Amerika Altın madalya ödülü
– Ice Cream: İngiltere Kraliyeti Altın Madalya
– Pottery Master: Fransa Arjantin Altın Madalya
– Being Women in Anatolia: Avustralya Gümüş Madalya
– Oil Wrestlers: Bosna Hersek Altın Madalya, Sırbistan Gümüş Madalya
– Les Coqs: Madalyalar adayım; henüz bir yarışmaya göndermedim