Dr. Süleyman Çam Photography

15 June 2015 INTERVIEW; ULUSOY TRAVEL MAGAZINE News

DR.SÜLEYMAN ÇAM PHOTOGRAPHY NEWS
Dr. Süleyman Çam Photography

– Actually …Aslında bir tıp doktorusunuz peki sizin için fotoğraf yolculuğu nasıl başladı?

Henüz daha 13 yaşımdayken, oynama ve oyalanma amaçlı bir başlangıç oldu. Ortaokul ikinci sınıfın (İlköğretim 7) sonunda babam oyalanmam için çok istediğim bir fotoğraf makinasını aldı. En basit ve en ucuzu, ancak, doğru fotoğraf çekebilmek için de, çok beceri gerektiren bir fotoğraf makinası olan “Lubitel 2” alarak elime tutuşturdu.
İlginç olan, isteğimi kırmayarak aldığı bu basit fotoğraf makinasının bana kattıklarıyla, ileriki yıllarda alacağım uluslararası birçok altın madalyayı hayal etse ne hissederdi!
Başlangıç böyleydi, önce Trabzon’un Kaşüstü köyündeki oyun arkadaşlarımı, harman, tarla ve iş gören insanları fotoğraflamak, sonra da okuduğum okullarda, fotoğraf etkinliklerinde yer alarak fotoğraf çekmekle devam etti.

– Sizi merak edip portfolyonuza göz atanların herhalde ilk dikkatini çeken şey fotoğrafınızın ana unsurunun insan olması… bunu özellikle mi tercih ediyorsunuz?

Her hücresiyle kendini diğerlerinden ayıran, bütün mimik ve davranışlarıyla kendine özgü bir yapıya sahip olan benden birini; insanı, fotoğraflamaktan her zaman heyecan duymuş ve keyif almışımdır.
Çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği taşradaki, insan ve yaşamı ile, ardından uzun yıllar yaşadığım Paris’teki sokakların ve yaşam tarzlarının çok etkisinde kaldım. Bunların ötesinde, özellikle yılda en az iki defa dolaştığım Anadolu’nun, insanı her zaman ilgi odağım olmuştur.
İnsanları fotoğraflamaktan vazgeçemiyorum, çünkü her bakışı, her gülüşü çok şey anlatıyor, her bir yüz çizgisinde çok şey bulabiliyorum.

– İnsanı odak noktası yapmanızdan yola çıkacak olursak, fotoğrafla bir hikaye anlattığınızı düşünüyor musunuz?

Her fotoğrafın kendine özgü bir hikayesi vardır, hikayesi olmazsa yavan kalır, güçlü bir anlatımı olmaz. Fotoğraflarımda her zaman yansıttığım kişilerin duygularını, yaşadıklarını, neler hissettiğini, bakışlarında nelerin saklı olduğunu anlatamaya çalışırım. Aksi takdirde, o fotoğraf, benim için başarısız bir fotoğraf çalışması olmuş demektir.
Fotoğraflarımdan birinin, İngiltere’de yapılan bir yarışmada 17.600 fotoğraf arasında, birinci olarak altın madalya almış olması, tamamen içinde var olan insanın güçlü ve doğru ifadelerini anlatmaktan ve bakışlarıyla çok şey anlatılabiliyor olmasındandır.

– Bugüne kadar fotoğrafın pahalı bir hobi olduğunu düşünürdük, özellikle analog sistemler, karanlık odalar maliyetli kalemlerdi. Günümüzde teknoloji fotoğrafa nasıl yansıdı? Hala fotoğrafın pahalı bir hobi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Elbette bu hobi; anı fotoğrafı düzeyinde kalıyorsa, güncel dijital teknoloji çok yarar sağlıyor ve çok ucuz. Hatta, hemen hemen herkesin sahip olabildiği akıllı mobil telefonlar bile yeteri kadar büyük ve kaliteli fotoğraf çekebiliyor.
Fakat bu uğraşımızı sanata dönüştürmek istersek, orada işler çok değişiyor ve çok pahalı bir hobi halini alıyor. Çok başarılı ve iyi fotoğraflar, ancak iyi ve hatta kaliteli fotoğraf ekipmanlarıyla olabiliyor. Analog sistemdeki karanlık odaların karşıtı olarak, çok daha pahalı monitörler var, doğru fotoğrafı elde edebilmek için bu sistemlerden yararlanmak gerekiyor. Bence, dijital teknoloji fotoğrafı bireyselleştirdi, ancak hobi olarak sanatsal fotoğraf çalışmalarını daha da pahalı hale getirdi.

– Siz teknolojiyi ne kadar kullanıyorsunuz?

Teknolojinin sunduğu bütün olasılıklardan sonuna kadar yararlanmaya çalışıyorum. Sahip olduğum fotoğraf ekipmanım çok iyi ve amacıma (insan odaklı fotoğraf) son derece uygun, doğru fotoğrafa ulaşabilmek için kullandığım monitör özeldir ve fotoğraf çalışmaları için üretilmiştir. Sunulan teknolojik yeniliklere ayak uydurabilmek için de sürekli çaba sarf ediyorum ve gerektiğinde de bilenlerden yardım alıyorum.

– Malum instagram son yıllarda yükselen sanat galerisi haline geldi… özellikle fotoğraf tutkunlarının geniş kitlelere ulaşması için en yaygın mecra… sizin sosyal medyayla aranız nasıl?

Öncelikle, instagram bir sanat galerisi haline gelmedi, ancak fantastik fotoğrafların paylaşıldığı, beğeniye sunulduğu yükselen global bir fotoğraf portalı halini aldı. Eğer doğru kullanılırsa, çok işe de yarayabilir. Ben de, izlediğim fotoğrafların eğitici yanlarından yararlanabiliyorum, paylaştığım fotoğrafların hangi yönlerinin negatif eleştirildiğine bakıp, neden eleştirildiği ya da neden beğenilmediği hakkında geniş ve yararlı bilgiler edinebiliyorum.
Evet, sosyal medyadan kendimce gerektiği kadar yararlanıyorum ve yararlanabilmek için de çaba sarf ediyorum.

– Süleyman Çam fotoğrafı nasıl tarif eder?

Anlatımı güçlü, ışığı doğru, sosyal içerikli mesaj verebilen, üzerinde düşünmeyi sağlayabilen ve türünde örnek olabilecek özelliklere sahip bir fotoğraf olmalı.

– Fotoğrafın önceliği estetik bakış açısı mı yoksa iyi bir makina mıdır?

Elbette öncelik ,güzel görünen, göze hoş gelen fotoğraf elde etmek olmalı, çok basit makinalarla da çok başarılı fotoğraflar çekilebilir. Her fotoğrafın kendine has bir özelliği vardır ve en azından bir belge niteliği taşır, en basit fotoğraf makinası bile iyi bir belge fotoğrafı çekebilir. Bunun için çok pahalı ve taşıması zor bir makinaya da gerek yoktur. Ama öncelik, göze hoş gelen, ilgi görebilecek fotoğraflar çekebilmekse eğer, bu da arkasında güçlü bir teknoloji ister.
Her zaman da iyi bir fotoğraf makinası iyi bir fotoğraf çekemez, iyi fotoğraf çekebilmemiz için iyi bir bilgi, birikim ve tecrübeye de ihtiyaç vardır.

– Fotoğraf için uygun yer ya da uygun zamandan bahsedilebilir mi? Yoksa her an bir fotoğraf olabilir mi?

Evet, her an, bir fotoğraf olabilir ama, bu o fotoğraf için en uygun zaman mıdır ona bakmak gerekir. Örneğin, yatay gelen ışıkla çok etkileyici bir manzarayı, öğle vakti tepeden gelen ışık sıradanlaştırabilir, ya da bir portrenin arkasından gelen ışık yüzündeki detayları yok eder oysa, ışık önden gelirse, bütün detaylar ortaya çıkar ve etkili bir yüz ifadesi oluşur. Yani doğru zaman, doğru mekan ve doğru fotoğraf.

– Süleyman Çam’ın fotoğraf dışında uğraştığı başka işler ya da hobileri var mı?

Hayatımı sürdürebilmek için mesleğime, yani doktorluğa devam etmekteyim. Sıradanlığın dışına çıkabilmek içinse, fotoğrafçılığın dışında değişik spor aktivitelerine katılıyorum; özellikle doğa sporları, çalıştığım şirketin sosyal sorumluluk projesi olan GTAK’ın (Garanti Teknoloji Arama Kurtarma Takımı) aktif üyesi ve sağlık birimi sorumlusuyum, sürekli eğitim ve tatbikatlarla olası bir afet durumuna hazırlanmaktayız. En keyif aldığımsa, Anadolu’yu sık sık baştan başa dolaşmaktır.

– Türkiye’de fotoğraf sanatçılığı sizce hak ettiği yerde mi?

İyi ve etkili eğitimler olmadığı için fotoğraf, ülkemizde hak ettiği yerde değil maalesef, Üniversitelerin Güzel Sanatlar fakültelerinde fotoğrafa gerektiği kadar yer verilmiyor, ilköğretim okullarında ve liselerde ise, resim seçmeli ders olmasına rağmen, fotoğraf hiç akla gelmiyor. Yaygın olarak fotoğraf derneklerinde fotoğraf eğitimi veriliyor, fakat bu da aktaranın, eğitmenin bilgisi düzeyinde kalıyor, dolayısıyla Ülkemizde, fotoğraf sanatçılığından ziyade fotoğrafçılıktan bahsetmek daha doğru olur.

– Fotoğraf çekmeye yeni başlayacak olanlara neler önerirsiniz? Nereden başlamalılar?

Yine de, başlamak için en doğru yer, yakınlarındaki Fotoğraf Dernekleri, her şehirde en az bir fotoğraf derneği ya da kulübü var.
Fotoğrafa yeni başlayanlara önerim; öncelikle, fotoğraf çekmeyi sevmek, yeteri kadar ve gerektiği gibi ilgi göstermek ve sonrada iyi bir fotoğrafın peşinden gitmek olur.